Cildimdeki Işıltının Şaşırtıcı Kaynağı: Saraçhane Günlükleri
Direnmek güzeldir, güzelleştirir.
19 Mart 2025 sabahı, sayfalarıma yazmışım:
Ülkemin çok acayip bir gecesini geçirip, daha da acayip bir gününe uyandım… Dün gece Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Üniversitesi diploması iptal edildi. Bu derece garabet bir olay karşısında kilitlendim. Ne yapacağımı şaşırdım… Bu sabah da gözaltına alınmış, başka belediye başkanları dahil yüz küsur kişiyle birlikte… Metrolar kapalı. Taksim civarında toplantılara ayın 23’üne kadar yasak getirilmiş. Bizim meslek birliği genel kurulu bile ertelendi.
…
Bir noktada sokağa döküleceğizdir herhalde… Ne vakit, nereye gidelim diye millet felç vaziyette birbirine bakıyor.
O gün öğleden sonra İstanbul Üniversiteli gençler, barikatı yıkıp Saraçhane önüne yürüdüler. Adres bu şekilde ortaya çıktı. Ben de koştum gittim. İnsanların biraz tedirgin şekilde birbirlerine bakıp kaldığı bir/kaç akşam geçti Saraçhane’de. Ayın 21’inde görmüşüz şu pankartı. İçimin titrediğini, gözlerimin dolduğunu hatırlıyorum…
İstiklâl Marşı böyle başlamaz mı? Korkma!
Joseph Campbell’in Mythos serisini birkaç kez izlemişimdir. Orada, budist tanrıların sağ ellerini havaya kaldırmalarının bu anlama geldiğini söyler; ‘‘Korkma!’’.
O ilk birkaç gün; baktığında bir avuç insan, ilan edilen yasağa rağmen, evimizde oturamadık ve çıktık. Katılım her geçen gün arttı. Bambaşka pankartlar, gülümseyen yüzler, birlik beraberlik hissi, sonradan aktı ortama. Gençleri gördükçe içimiz umut doldu. Hep bir ağızdan haykırdık; ‘’Mitinge değil eyleme geldik!’’.
Sabahları bazen kendimi yataktan kazıyarak kaldırıyorum, dayak yemiş gibiyim. Dün öyleydi… Bugün kendiliğimden uyandım, enerjik hissediyorum… Aynaya baktım; cildim güzelleşmiş, yüzüm parlamaya başlamış. Dün, arkadaşım da beni görünce aynı şeyi söyledi…
Ben parlamaya başladım…
Çünkü, benden daha büyük bir şeyin parçası olmak, bana iyi geliyor.
Benden daha büyük bir şeyin parçası olmak bir ihtiyaç.
…
Ben, Saraçhane’ye gelen her insanla bir bağ hissedebiliyorum. Susmama bağı… Susmamak sadece… Onun dışında genci var, yaşlısı var, solcusu var, bozkurtu var… Hepsiyle, her ortamda yan yana gelmem ve durmam mümkün değil…
Susmayan, boyun eğmeyen insanlar, gerçekten de kimsenin susmak ve boyun eğmek durumunda kalmayacağı, bambaşka bir düzen kurabilir mi?
Şimdi geriye dönüp bakınca; ‘‘Devrim gibi bir şey oldu; ama kimse gerçekten devrilmedi!’’ denebilir. Bir cumartesi akşamı, Saraçhane hınca hınç doluydu. Surların orada, polisin müdahalesi de her akşamkinden beterdi herhalde. Eylemlerin içinde olmadığım hâlde, öksürükten nefes alamadım, gözlerimden akan yaşların ne kadarı gazdan, ne kadarı dertten bilemedim…
Hava karardıktan sonra gençlerin yokuşu İTÜ pankartıyla çıkışı efsaneydi…
Galibâ Pazar akşamıydı, Şişli Belediyesi’ne kayyum girmesine izin vermemek üzere, bu defa oraya gittim. Gecenin soğuğunda, karanlığın ortasından, üniversite pankartlarıyla oluk oluk öğrencinin gelişini, asla unutmayacağım…
İyi ki varsınız! İyi ki varız!
Sabaha karşı belediyeye kayyum girdi ve hâlâ da o koltukta oturuyor…
Göreve başlamak için, kalabalığın dağılmasını beklemek zorunda kalmak da bir şeydir.
Birkaç gün sonra, öğrencilerin kendi kendilerine organize olup, Maçka’dan, belediye önüne kadar yürüyüşleri asıl… Ömrümce, herkese anlatmak isteyeceğim bir gecedir. Zamanında Taksim’de 1 Mayıs’ı halaylarla kutlamış olmak gibi. Sokakların arabalara değil de, vatandaşlara ait olduğu, aslında şehrin en normal/olması gereken hâli…
Saraçhane’de şu kadar yüz binler toplandı. Bunu sadece trafik tıkanıklığı, yolların değişmesi, toplu taşımanın çalışmaması, o bu etkinliğin iptali… olarak gören ve gerisiyle hiiiiç ilgilenmeyen, hiiiç de az olmayan bir kitle var.
…
Ben, o öğrencilerle birlikteyken, polisten korka korka ilerlerken, kendimi ailemin yanında olduğumdan çok daha özgür, çok daha bağlı/bağlantıda, çok daha ‘Benden büyük bir şeyin biricik parçası’ hissediyorum. Ne kadar da ilginç?
Aynı durum 8 Mart’ta kadınlarla birlikteyken de oluyor mesela…
2025 ailenin değil de, direnişin yılı olsa gerçekten, çok daha ‘aileden’ hissedeceğim.
Sene oldu 2026… Uygun olanlarınızla, akşama Saraçhane’de görüşürüz.



Benim de okurken tuylerim diken diken oldu . Korkma! ♥️